21 Mayıs 2014 Çarşamba

Sağlıklı Beslenmek İsteyenler Gıda Alışverişlerini Buralardan Yapıyor: İstanbul'un Organik Pazarları

Organik pazarlara olan ilgi her geçen gün artıyor. Sağlıklı beslenmek isteyen vatandaş soluğu evine en yakın kurulan organik pazarda alıyor. İstanbul Bomonti'deki organik pazar 'tuzlu' fiyatlarına rağmen bunların arasında en ünlü ve en büyük olanı. Daha butik ve ucuz organik pazarları tercih edenler, Kadıköy-Selamiçeşme Özgürlük Parkı'na ve Üsküdar'a yeni kurulan organik pazara akın ediyor. (multimedya haber)

İstanbul'un ilk Organik Pazarı: Bomonti Organik Hali

   İstanbul'un ilk kurulan ve en büyük sayılan organik pazarı Bomonti'de yer alıyor. 2006 yılından bu yana hizmet vermekte olan pazar, her Cumartesi sabah saat 6'dan akşam 17'ye kadar organikseverlerle buluşuyor. Bomonti Bira Fabrikası'nın karşısındaki otoparkın altına kurulan pazarda her türlü organik meyve & sebze, peynir, yumurta, makarna, çikolata,  et ürünleri -özellikle de tavuk- bulunabiliyor. Ev temizlik, güzellik ve bakım ürünlerinin de satıldığı pazarda ilk açıldığı zaman sadece 50 stand varmış; zamanla bu sayı 5 kat artmış ve Bomonti Organik Pazarı, İstanbul'un en büyük organik pazarı haline gelmiş. 

04 Şub 2012
Günlük serbest gezen özgür ve mutlu tavuk yumurtasi
 - bomonti organik pazar alisveris aktivitesi sloganimiz


   Diğer organik pazar ve normal market, manavlara oranla fiyatların biraz 'tuzlu' olduğu pazarda plastik poşet yok; esnaf satın alacağınız ürünleri genelde kumaş veya kağıttan oluşan ekolojik paketlerde veriyor, ya da siz kendi fileli torbanıza doldurabiliyorsunuz. Birçok ünlü ismin de tercih ettiği pazarda Muhteşem Yüzyıl'ın Kanuni Sultan Süleyman'ı Halit Ergenç'i, manken Tuğçe Kazaz'ı, şarkıcı Ebru Gündeş'i görmek mümkün. Pazara erken saatlerde -en geç 8'de- gitmek gerekiyor; zira öğlene kadar standlarda pek bir
şey kalmamış oluyor. Kahvaltı da edebileceğiniz pazarda, mis gibi kokan pembe domatesler, fesleğenler eşliğinde güzel bir köy kahvaltısı yapabilirsiniz. Gözleme yemeyi de unutmayın.

Kadıköy (Selamiçeşme Özgürlük Parkı) Organik Pazarı
    Daha sessiz sakin, doğanın içinde, butik bir organik pazar deneyimi için her Çarşamba günü Özgürlük Parkı'nda kurulan organik pazarı tercih edebilirsiniz. Burada satılan taze sebze ve ürünleri 80 tezgahta bizzat üreticiler kendileri satıyor. Tüm ürünler sertifikalı, ayrıca ziraat mühendisleri tarafından kontrol ediliyor. Sertifikalı taze sebze ve meyvelerin dışında kurutulmuş organik ürünler de satılıyor.
Kadıköy Özgürlük Parkı'nda bol sertifikalı bir stand..

Özgürlük Parkında organik 
pazar, Organik Erol'la.

  Satıcıların bağırarak satış yapmasının yasak olduğu pazar, Özgürlük Parkı'na spor yapmak ya da dinlenmek için gelen Kadıköylüler'i kesinlikle rahatsız etmiyor. Sessiz sakin, doğa içinde, tam bir butik pazar gibi görünen bu pazarda da ürünler çevre dostu poşetler ve kese kağıtlarına konularak müşteriye veriliyor. 

Neden 'Halk Pazarı' modeli?

   Dünyada ve ülkemizde çevreye ve ekolojiye duyarlık arttı. Sivil toplum hareketleri her geçen yıl daha da güçleniyor ve sivil baskı unsuru oluşturuyor. Özellikle organik ürünlerin daha sağlıklı olduğuna dikkat çeken bu unsurlar, insanları organik ürün almaya teşvik ediyor. Fakat bu ürünlerin büyük süpermarketler veya bazı gurme marketler dışında hiçbir yerde bulunamaması, dolayısıyla da belli bir kesime ulaşıp belli bir kesime ulaşamaması adil bir ortam yaratmıyordu. İşte bu yüzden 'halk pazarı' modeli örnek alındı ve organik pazarlar kurulmaya başlandı. Organik halk pazarları:

Özellikle büyük alıcılara yönelik, çeşit ve ticari değer olarak tatminkar ve düzenli ürün sağlayamayacak küçük ve orta ölçekli üreticiler için çok önemli bir geçim kapısıdır.

Kültürel değiş – tokuş, kırsal kültürü korur, yerel farklılıkları birer değer olarak yaşatır.

Doğrudan veya en kısa yoldan üreticiden tüketiciye sadece ürün değil, güvenilir bilgi sağlar. Belge ve sertifikanın ötesinde güvence verir. Adil ticaret yolunu açar.

Tüketicinin daha taze ürünlere ulaşımı sağlar. Dokunarak, seçerek ve tadarak alışveriş yapma imkânı verir; bu bizim kültürümüz. [By batur, 23/02/2011 (http://ekolojikpazar.org)]

Üsküdar (Antikacılar Sokağı) Organik Pazarı 

   Üsküdarlılar'ın bir organik pazarı yoktu fakat sonunda oldu. Henüz çok yeni olan, yeni seçilen belediye başkanı Hilmi Türkmen'in katkılarıyla 19 Nisan 2014'te hizmete giren pazar, her Cumartesi günü, Antikacılar Sokağı'nda organikseverlerle buluşuyor. Antikacılar Sokağı'nda -adı üstünde- antika da satılıyor; yani bir tarafta organik meyve-sebze alışverişinizi yaparken diğer tarafta antika ve 2.el eşyalara da göz gezdirebiliyorsunuz. Çok renkli ve ilginç bir dizayna sahip olan sokak, hem organikçiler hem de antika meraklıları için kesinlikle görülmesi gereken bir yer. 

, Üsküdar organik pazar, Surp Haç Ermeni klisesi yanı

   Buraya Yeryüzü Derneği'nin katkılarıyla kurulan organik pazar, özellikle şehir dışından gelen yöresel organik ürünleriyle dikkat çekiyor. Yeni kurulduğu için henüz fazla bilinmeyen, dolayısıyla da hedeflenen müşteri sayısına ulaşamayan organik pazarda fiyatlar şimdilik diğer organik pazarlara göre çok daha uygun, hatta bayağı bir ucuz kalıyor desek yanlış olmaz. İlerleyen günlerde havaların da ısınmasıyla birlikte daha kalabalık ve bilindik bir pazar olursa fiyatlar değişir mi bilinmez ama, Üsküdar Organik Pazarı organikseverlerin ve değişik bir Cumartesi günü geçirmek isteyen tüm İstanbullular için kesinlikle gidilmesi ve görülmesi gereken bir yer.

İstanbul'daki Diğer Organik Pazarlar:

Anadolu yakasında Kadıköy ve Üsküdar'daki organik pazarlar dışında, Maltepe'de (Maltepe Kışlası Caddesi) ve Kartal'da tren istasyonu-
na yakın her Pazar bu tür pazarlar kuruluyor. Avrupa yakasına dönecek olursak Bomonti dışında, Beylikdüzü
'de (Enver Caddesi) her Cumartesi sabah saat 10'
dan akşam 18'e kadar, her Pazar günü de Kemerburgaz
Selanik Bulvarı'nda organik pazarlar oluyor.Zeytinburnu'
nda da 2010 yılından beri her Cumartesi günü Merkezefendi Camisi'ne yakın organik pazar kuruluyor. Cuma günleri de saat 10'den akşam 20'ye kadar Bakırköy'de Airport Outlet Center'in arkasında organik pazar kuruluyor. Tüm organikseverlere ve meraklılarına duyurulur...


Haber - Fotoğraflar: Esra Elmalı / Video Görüntüler - Kurgu: Esra Elmalı
*Yaşanan teknik aksaklık ve Youtube'un yenilenen video yükleme/telif hakkı politikalarından dolayı bu haftaki video Vimeo üzerinden görüntülenecektir.
Bahçeşehir Üniversitesi - Gazetecilik/Yeni Medya, 2014.

16 Mayıs 2014 Cuma

Haliç'te Her Hafta Farklı bir Şehir Pazarı: Meşhur Feshâne Günleri

Haliç'in kıyısında püfür püfür esen rüzgâra ve manzaraya karşı her hafta bir şehir pazarı kuruluyor. Şehir pazarı, yanlış okumadınız. Feshâne Fuar ve Kongre Merkezi haftanın dört gününü şehir pazarlarına ayırıyor. Şehir pazarı diyorum çünkü ortalık adeta bir çarşıya, bir pazar yerine dönüşüyor. Çeşit çeşit yöresel gıdaların, eşyaların sergilenip satıldığı Feshâne'de bu hafta 'Kastamonu Günleri' vardı. (fotohaber)

Osmanlı'dan Günümüze Feshâne'nin Kısa Tarihi:
   Osmanlı tarihinin en önemli olaylarının birinde kurulan bir yapı Feshâne. Kayıtlara 'Vakay-ı Hayriye' olarak geçen olayda meşhur Yeniçeri Ocağı kaldırılmış; zamanın hükümdarı Sultan II. Mahmud 'Eşkinci Ocağı' adıyla Avrupa tarzı yeni bir ordu kurduğunu ilan etmiştir. Yeni kurulan bu ordu için kıyafet temini ihtiyacı doğacak, Feshâne de yeni kurulan bu ordunun kılık kıyafetlerinin imal edildiği modern bir fabrika olmak üzere inşaa edilecekti. Belçika'dan özel olarak getirtilen çelik kolonlar, dönemin en yüksek teknolojili makineleri buraya özel olarak tahsis edildi. Bütün bunlar Feshâne'yi özel kılan özellikler oldu ve Feshâne; Osmanlı’nın son dönem yapıları içinde mimari alanda yapılan en orjinal yapısı olarak kayıtlara geçti.

Feshâne Kongre ve Kültür Merkezi'nin duvarlarındaki bir afiş.
   İstanbul’un Haliç kıyısında 56 bin metre-karelik bir alan üzerine kurulan Feshâne, ordu kıyafetlerinin üretimi haricinde Sümerbank Fabrikası olarak da kullanılmış, Cumhuriyet Dönemi'nin en önemli tekstil fabrikalarından birisi burada yer almıştır. Bir dönem çağdaş el sanatları müzesi ola-
rak da kullanılan yapı, şimdilerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet yürüten Beltur’un tasarrufuna bırakılmıştır.
İstanbul’un en önemli kongre ve davet merkezi olan tesiste bugün her türlü kül-
türel faaliyet, özel davet ve organizasyon yürütülüyor. Özellikle 'Feshâne Günleri' adı altında yapılan, her hafta Türkiye'nin farklı bir şehrinin kendi yemek, giyim ve turistik özelliklerini tanıttığı etkinliklere ilgi yoğun oluyor.
Feshanede Kastamonu günleri çok kalabalıktı

Feshâne'de Kastamonu Rüzgârı
   Her hafta farklı kültürlerin bir araya geldiği Feshâne'de bu hafta Kastamonu Günleri vardı. 15-18 Mayıs tarihleri arasında, Kastamonulular Dayanışma Derneği (Kas-Der) tarafından gerçekleştirilen etkinliklerde ziyaretçiler Kastamonu yöresinin pek çok kültürünü tanıma fırsatı buldu. Feshâne'de gerçekleştirilen bu yöresel etkinliklerin en güzel tarafı ziyaretçilere yapılan küçük ikramlar. Bu hafta Kastamonu Günleri'ne gelenler özellikle 'çekme helva', 'etli ekmek', 'banduma', 'tirit', 'samsı' ve 'mıklama' gibi Kastamonu lezzetlerinin tadına bakma şansı buldular.

Kastamonu Günleri'nde karadut suyu ikramı...
Kastamonu'yu İstanbul'a getirdik :) (@ Feshane Kastamonu Günleri w/ 23 others)

   Pazar yeri havasında olan bu tarz yöresel günlerde, Feshâne'nin kapalı alanında alışveriş yapma fırsatı bulurken, açık olan alanda ise yemek yeme şansına sahipsiniz. İsteyen alanda kurulan çadırlarda, isteyense buradan paket olarak yaptırdıklarıyla çimenlik alana geçerek Haliç'in püfür püfür esen rüzgârına ve manzarasına karşı yemeğini yiyor. Kurulan çadırlarda o haftanın yöresel yemeği neyse onlar ön plana çıksa da, her zaman alternatif tatlar ve yemekler de alanda bulunabiliyor. İçli köfte, gözleme, lahmacun, döner, kebap gibi Türk insanının olmazsa olmaz dediği yemekler tesiste yemekseverleri bekliyor olacak. 

Kastamonu'nun meşhur 'banduma'sına yoğun ilgi..
    Sadece yemek değil, yöresel kıyafet, ev malzemesi, takı, aksesuar gibi eşyaların da satıldığı Feshâne, başta da belirttiğim gibi tam bir pazar ve çarşı yeri havasında bir mekan. Her hafta Perşembe-Pazar günleri arası farklı bir şehre ev sahipliği yapan kültür merkezi, bu hafta 56 bin metrekarelik tesisinde Ordu'yu konuk edecek. Ordu'yu tanımak ve lezzetlerini tatmak isteyenler bu günleri kaçırmasın. Fakat şunu belirtmek gerek; hafta içi giderseniz muhtemelen daha rahat alışveriş yapma imkânı yakalarsınız. Kalabalık beni rahatsız etmez diyenlerdenseniz Feshâne'yi haftasonu ziyaret edin; adeta bir 'ana-baba' günü gibi olan tesiste oturacak yer bulmakta bile zorlanabilirsiniz. 

Feshâne-Kastamonu Günleri'nden diğer kareler:

Kastamonu'nun el işçiliği ürünleri..
İster Kastamonu olsun, ister Hatay.. Feshane Günleri'nde pastırma standları olmazsa olmazlardan..
Çeşit çeşit reçel, pekmez, marmelat Feshâne Günlerinde..
Özellikle çocuğu sınava girecek olan anne-babalara duyurulur..
Feshâne Günleri'nde tabaklara isminizi yazdırabilirsiniz..
Meşhur Kastamonu evleri.. Fiyatları 20 liradan başlıyor..

Haber-Fotoğraflar: Esra Elmalı
Bahçeşehir Üniversitesi - Gazetecilik/Yeni Medya, 2014.

8 Mayıs 2014 Perşembe

İstanbul'un 'Eskici' Mekanları: Üsküdar Antikacılar Çarşısı & Bomonti Antika Pazarı

Antikaya meraklı mısınız? Eski eşyalara göz gezdirmeyi sever misiniz? Böyle şeyleri nerelerde bulabileceğinizi biliyor musunuz? Bilmiyorsanız söyleyelim: 2.el eşyadan antikaya, plak-kaset, heykel, vazo, tablo, fotoğraf makinesi, siyah-beyaz televizyon, rozet, arma, kitap, dergi, giyim, aksesuar... Aklınıza gelen-gelmeyen her türlü ıvır-zıvır, İstanbul'un çeşitli yerlerinde kurulan antika pazarlarında kolaylıkla bulunabiliyor; özellikle de Üsküdar ve Bomonti'deki antika çarşı ve pazarlarında... (sesli fotoröportaj)
burcu @burcu_ist
Eski olan herşeyi seviyorum, yaşanmışlıklara saygım sonsuz. Hep bir antika merakım bu yüzden! Üsküdar'daki antikacılar çarşını tek geçerim.

  Anadolu yakasında oturan İstanbullular için Üsküdar Antikacılar Çarşısı her Cumartesi günü kuruluyor; akabinde çevrede bulunan 'Antikacılar Hanı' da her gün antika meraklılarının ziyaretine açık. Üsküdar Belediyesi'nin arka tarafında bulunan 35 senelik çarşı pek fazla bilinmiyor; dolayısıyla da ziyaretçi sayısı az, hatta neredeyse yok. Biraz unutulmuş bir yer gibi dursa da burası birçok sinema filmi ve diziye sahne olmuş ve olmaya da devam eden bir mekan - özellikle 'Ezel' dizisinin birkaç bölümü burada çekilmiş, meşhur Ramiz Dayı yürekleri dağlayan repliklerinden birkaçını burada söylemiştir. Sakin bir kafayla, kalabalıktan uzak bir biçimde antikaları incelemek ve mistik bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız gitmeniz gereken antika çarşısı kesinlikle burası. Eski eşyaları incelerken buranın emektâr esnafıyla koyu sohbetlere de dalabilir, kendilerinden çarşı ve eşyalarla ilgili çok ilginç hikâyeler dinleyebilirsiniz.

Benim olacaksınız, başka yolu yok! @Üsküdar Antikacılar Çarşı

   'Ben daha büyük, daha kalabalık ve 
mümkünse Avrupa yakasında bir antika
pazarı arıyorum' diyorsanız Bomonti
Antika Pazarı'na gitmelisiniz. Üsküdar'daki 
çarşı kadar eski olmayan, 2009'dan beri var 
olan bu pazar, antika pazarından çok bit
pazarını andırıyor; zira giderseniz 2.el
çok ilginç eşyalar bulabilirsiniz. Her Pazar
günü 09.00-18.00 arası Tekel Bira Fabrikası'
nın karşısındaki otoparkın altına kurulan pazar, bütün antika ve 2.el eşya meraklılarını bekliyor... 

Bomonti Antika Pazarı'nda Bülent Ecevit tepsisi

   Meraklısı değilseniz bile, bir haftasonunuzu İstanbul'un böyle değişik çarşılarını görmeye ayırabilir, buram buram tarih kokuları arasında nostaljik bir yolculuğa çıkarak çok farklı bir deneyim yaşayabilirsiniz. ''Geçmişe dönmek başka, geçmişi silmek başka yeğen. Bir kere aktı mı zamanın içinden, suyun yolu değişmez.'' (Ramiz Dayı, Ezel dizisi repliklerinden)

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Haber - Röportajlar: Esra Elmalı 
Fotoğraflar - Kurgu: Esra Elmalı
Bahçeşehir Üniversitesi - Gazetecilik/Yeni Medya, 2014.

2 Mayıs 2014 Cuma

Güvercin Meraklıları Edirnekapı Kuş Pazarı'na; Kedi-Köpekçiler Eminönü Hayvan Pazarı'na Akın Ediyor...

   Eskisi kadar çok olmasa da, bazı hayvanseverlerin tepkisini çekse de, İstanbul'da hâla hayvan pazarları var ve kurulmaya devam ediyor. Kedi, köpek, kuş, balık gibi çeşitli evcil hayvanlar Eminönü'ndeki hayvan pazarında bulunadursun; sadece kuş meraklıları için bile Edirnekapı'da her haftasonu güvercin pazarı kuruluyor. (multimedya haber)

   Her haftasonu Edirnekapı surlarının dibinde kurulan kuş pazarına 'güvercin pazarı' da deniliyor. Zira burada en çok güvercinler rağbet görüyor. Cins cins, renk renk güvercinler bu pazarda. Mardin, Kanırık, Posta Güvercini, Yan Dönek, Kelebek, Bursa Güvercini, Mantolu, Pirinç Gagalı, Taklanbaç, Muro, Sabuni, Sıvama, Bozdak, Mermeri, Mavi, Kuveyt, Devetüyü, Askılı Mantolu, Malatya Paçalısı, Buhara, Bango, Taklacı, Baştankara, Adana, Dolapçı, Karakan, Bayburt, Selçuk, Trakya.. Bütün bunların güvercin cinsi olduğunu duymuş muydunuz? Meraklıları bunların bütün özelliklerini, nasıl, nerede yetiştirilmeleri gerektiğini, ne ile beslenmeleri gerektiğini.. Her şeyi ezbere biliyorlar. Bu insanlar için güvercin yetiştiriciliği bir hobiden çok adeta bir tutku hâlini almış. Üstelik bazı kuşlara yeri geldiğinde 'iyi bir araba parası' kadar değer biçen bile oluyor. 

İstanbul Güvercin Pazarı, Sur dibi, Fatih 35.000 TL'ye 
güvercin satıldığını 
duyduğumuzda çok şaşırdık. >>> 

   7'den 70'e çeşit çeşit kuş meraklısını 
ağırlayan pazar; her cumartesi ve pazar
Edirnekapı'daki Tekfur Sarayı’nın kalıntı-
larının dibinde,  Altınay Spor Tesisleri'nin
otoparkında kuruluyor. Satıcıların ve
alıcıların genellikle birbirini tanıdığı, artık
bir aile ortamı gibi olmuş olan pazar, sabah
saat 9.00 gibi kuruluyor ve öğleden sonra
17.00 gibi toplanıyor. Tüm güvercin merak-
lılarına ve haftasonunu İstanbul'un değişik
bir pazar yerini görerek değerlendirmek isteyenlere duyurulur...

İstanbul'un Tek Toplatılmayan Hayvan Pazarı Eminönü'nde
    İstanbul'da eskiden hayvan pazarları çok olurdu. Özellikle Kadıköy sahilinde, eskiler bilir; kedi-köpek-tavşan-sürüngen-papağan başta olmak üzere çeşit çeşit hayvanların satıldığı kocaman bir hayvan pazarı vardı. Anne babalar çocuklarını oraya götürürlerdi; evden çıkmadan önce havuç, marul vb. ufak tefek yiyecekler alınırdı orada bulunan tavşanları beslemek amacıyla. Şimdi yok tabii o pazar, toplatıldı. Yerine metro çıkışı, geniş bir sahil yolu, cafeler büfeler yapıldı, banklar kondu. İstanbul'da şu an o tarz büyük hayvan pazarları yok. Sanırım geriye tek kalan hayvan pazarı, Eminönü'ndeki Bitki ve Tohum Pazarı'nın içerisinde yer alan ve sayılı petshop dükkânını içinde barındıran 'hayvan pazarı'...

Burası ayrı bir dünya. Bir şey almasan da kafa dinlemeye gel arkadaş (@ Eminönü Hayvan Pazarı)
 
   Yeni Camii'nin çevresinde bulunan tohumcu-fidecilerin olduğu küçük çarşının ara-
sına gizlenmiş birkaç tane petshop dükkânından olu-
şuyor pazar. Aşırı duyarlı hayvanseverler bu tarz yerlerin kapatılmasından yana olsa da, belediye de buralar için kapatma/toplatılma kararı çıkarsa da, buradaki esnaf hâla bir şekilde iş yapmaya devam ediyor. En son çıkan haberlere göre petshop'larda artık sadece 'kuş ve balık' satılabilecekti. Bu pazara girdiğinizde de gözünüze ilk başta kedi-köpekten çok kuş kafesleri çarpıyor; cıvıl cıvıl öten muhabbet kuşlarının seslerini uzaktan duyabiliyorsunuz. Kuş meraklıları sadece haftasonları kurulan Edirnekapı Kuş Pazarı dışında her gün açık olan bu pazara da uğrayabilir; özellikle 'Kuşçu Oğuz'da çok ucuz fiyatlara çok güzel muhabbet kuşları bulabilirler...

   Pazarın esnafından aldığım bilgilere göre Eminönü Hayvan Pazarı yaklaşık 60 senedir var. ''Ben 12 senedir buradayım. Benden önce babam çalıştı burada tam 30 yıl. Yaklaşık 60 senedir var burası. Eskiden daha büyüktü tabii, daha çok hayvan satılırdı, daha çok müşteri gelirdi. Şimdi imza kampanyaları başlatılmış, belediye burayı kapatmak istiyor. Neymiş efendim hayvanlara kötü şartlarda bakılıyormuş. Barınaklarda tutulan hayvanlara 5 yıldızlı otel komforu sağlıyorlar sanki...'' diyor pazarın esnaflarından Yunus Bey.

   Bir başka esnaf da kapatılma kararı için ''Burada satılmayacaksa nerede satılacak başka? Cins hayvanlara talep olunca birileri de getirtmek zorunda, biz de bu işi yapıyoruz. Ayrıca son zamanlarda biz de getirtmiyoruz artık, insanlar kendileri getiriyorlar bize, 'alın bu yavruları satın' diyorlar. Ya da 'ben bakamıyorum, başkası baksın' diyip bize veriyorlar, alıcı bulduğumuzda da para istiyorlar. Bu insanlar sözde hayvansever işte...'' diyor. 

Eminönü Hayvan Pazarı Kapatılmalı: Pazarda yaşanan hayvan hakları ihlallerine dikkat çeke...

   Esnaf sattıkları kedi-köpeklerin aşılı ve sağlıklı olduklarını belirtse de buradan bir zamanlar alışveriş yapan insanların yorumları pek de iç açıcı değil. Özellikle internette bu pazar hakkında yazılan memnuniyetsizlikler düşündürücü. Lâkin bu durum satıcıyla mı alıcıyla mı alakalı tartışılır elbette. Pazarda rastladığım bir müşteri konuyla alâkalı şunları söyledi: 

Pazarda bulunan petshopların içinde bir 'Golden-Retriever' yavrusu
''Buradan alınan hayvanın veterinerde gereken aşıları yapılmalı, verilmesi gereken besinler verilmeli, alınan hayvana uygun bir yaşama alanı yaratılmalıdır. Pazardan alınan hayvan 1 hafta sonra öldü diye hemen esnaf suçlanmamalıdır. Ben buradan çok hayvan aldım, şu an 10 yaşında 'golden retriever' cinsi bir köpeğim var, gayet sağlıklı. Yeğenime kedi aldım, o da 8 yaşında şu an. İkisini de buradan almıştım. Şimdi muhabbet kuşu bakmaya geldim. Hayvanı almakla iş bitmiyor, bakmasını da bilmek lazım.''

   Eminönü Hayvan Pazarı'nda kuşlar, papağanlar çoğunlukta olsa da kedi-köpek, hamster, balık ve hatta sülük bile satılıyor. Her gün açık olan pazar, bitki kokularının arasına karışmış kuş ve köpek sesleri eşliğinde senelerdir hayvan meraklılarını ağırlıyor. Çeşit çeşit hayvanlarla dolu bu pazarı hayvan meraklıları kesinlikle ziyaret etmeli. (yakın zamanda kapatılmazsa tabii...)

Eminönü Hayvan Pazarı, sülük meraklıları için de ideal bir yer..

 
Haber-Fotoğraflar: Esra Elmalı / Video Görüntüler-Kurgu: Esra Elmalı  
*(Special thanks to my colleagues Ezgi Kökten & Ayşegül Engür)
Bahçeşehir Üniversitesi - Gazetecilik/Yeni Medya, 2014.

25 Nisan 2014 Cuma

Plakçısı, Perdecisi, Manifaturacısı ile; Cumhuriyet Dönemi'nden Günümüze Türkiye'nin İlk Modern Çarşısı 'İMÇ'

  Kimileri burayı 'İstanbul Müzikçiler Çarşısı', kimileri 'İstanbul Mefruşatçılar/ Makineciler Çarşısı', kimileri ise 'İstanbul Manifaturacılar Çarşısı' olarak biliyor. Haklılar zira 'İMÇ'nin açılımı hepsine uyuyor ve çarşıda hem müzikçiler, hem mefruşat ve makinacılar, hem de manifaturacılar var. Üstelik çarşı aynı zamanda da Türkiye'nin İlk Modern Çarşısı! Esas açılımı 'İstanbul Manifaturacılar ve Kumaşçılar Çarşısı' olan İMÇ, Cumhuriyet Dönemi'nden günümüze tam 60 senedir ayakta. Bir zamanlar İstanbul'un en modern çarşısı olarak parmakla gösterilen İMÇ, şimdilerde çoğu insan tarafından çirkin, demoda, İstanbul'un silüetini bozan bir yapı olarak görülüyor... (fotohaber)
İMÇ zaten İstanbul Manifaturacılar Çarşısı'nın kısaltmasıysa neden sonunda yine "Çarşısı" ibaresi eklidir ki.

Çarşının Kısa Tarihi
   Bundan tam 59 yıl önceydi. İkinci Dünya Savaşı'nın yarattığı, ülkemizde de ağır bir şekilde hissedilen ekonomik krizin kötü etkileri yavaş yavaş dağılıyor; İstanbul'u umutlu günler bekliyordu. Avrupa'da ticaret canlanmış, bunun etkileri Eminönü'nde de hissedilmeye başlamıştı. Özellikle Almanya'nın başını çektiği ülkelerden Sultanhamam'a çeşit çeşit kumaşlar geliyordu. Bu olumlu gelişmeleri daha büyük fırsata dönüştürmek isteyen Sultanhamamlı manifaturacılar, beklemek yerine çalışmayı, tartışarak yeni fikirler geliştirmeyi, projeler üretmeyi tercih ettiler. Sultanhamam ve çevresi manifaturacılarla dolmuştu. Buranın dar sokaklarında mal indirip bindirmek, müşterilere hizmet etmek zorlaşmıştı. Üstüne İstanbul Belediyesi'nin Sultanhamam, Tahtakale ve çevresinin araç trafiğine kapatılması ile ilgili tebligatı manifaturacılara bildirilince, buralara sığmayan manifaturacılar için yeni ve modern bir çarşı yapılması fikri doğdu. Bu fikir kısa zamanda bin girişimci manifaturacıyı bir araya getirmeyi başardı. 1954 yılında 'modern bir çarşı' yapma isteğiyle doğan örgütlenmenin adı kondu: ''İstanbul Manifaturacılar ve Kumaşçılar Çarşısı''.

Selam çocukluğum, selam babamın dükkanı... (@ İMÇ (İstanbul Manifaturacılar Çarşısı) - w/ 3 others)

   1950'li yıllar, İstanbul'un kent tarihinde yıkımlarla anılır. Halk arasında 'Menderes Yıkımları' diye de bilinen imar faaliyetleri sırasında Barbaros Bulvarı, Beşiktaş-Karaköy arasında cadde; Vatan, Milliyet caddeleri, Sirkeci'den Florya'ya uzanan sahil yolu gibi birçok büyük ölçekli projelere girişildi. Bu projelerden biri de Saraçhane'den Unkapanı'na inen Atatürk Bulvarı'nın açılması işiydi. Bulvarın yanında Bozdoğan Kemeri'nden Haliç'e doğru uzanan arsa İMÇ için önerildi. Çarşının mimari projesi için bir yarışma düzenlendi ve kazanan projeyle bugünkü İMÇ'nin temelleri atıldı. O zamanlar Türkiye'nin en büyük inşaatı sayılan proje 7 yılda, sessiz sedasız tamamlandı. 160 bin metrekarelik alanda yapılan İMÇ'nin toplam bütçesi 107 milyon lirayı buldu.



   Çarşı dönemin başbakanı Süleyman Demirel'in de katılımıyla görkemli bir biçimde açıldı. Açıldı açılmasına ama açılıştan sonra boş kaldı.. Çarşı için yapılan binden fazla dükkândan sadece 20-30 tanesi dolmuştu. Manifaturacılar Sultanhamam ve Tahtakale'deki dükkânlarını kapatıp buraya gelmekten çekinmişlerdi. İMÇ'ye açıldığı gün taşınan manifaturacı Nafız Bey, o dönemi şöyle anlatıyor: 

Çarşının emektârlarından Nafız Bey.
''Belediye çarşı açıldıktan sonra Sultanhamam ve Tahtakale'yi araç trafiğine kapatmadı. Eski tas, eski hamam devam etti. Esnaflar yerinden kopamadı. Belediye kararını uygulasaydı, çarşı açıldığı gün dolardı. Binanın yapılmasını teşvik eden belediye, boş kalmasını da teşvik etmiş oldu..''

   İMÇ günümüzde de terk edilmiş bir yapı gibi duruyor. Toplamda 6 bloktan oluşan geniş dönümlü çarşıda, katların yarısı boş, dükkânların çoğu kapanmış, ya da hiç açılmamış. Özellikle 6.bloktaki plakçıların yerinde yeller esiyor. Plak ve kaset piyasasının çökmesi, bunların yerini CD ve internetten mp3 indirmenin alması, esnafı iyice bunalıma sokmuş. İMÇ'de hâla iş yapmaya çalışan Umut Müzik'in sahibi Hüseyin Bey;

Umut Müzik'in sahibi Hüseyin Bey.
''Eskiden insanlar İMÇ'ye en çok plak ve kaset almak için uğrardı. Buralar insan kalabalığından geçilmezdi. Şimdi plak mı kaldı? Kaset desen onu sadece dekoratif amaçlı almaya gelenler oluyor. Kıyıda köşede bulunduruyoruz birkaç tane. CD satıyoruz anca. Bir de artık her şey internetten yapılıyor. Biz de satışlarımızı internetten yapmaya başladık. Tabi bu interneti anlamak da bayağı bir zamanımızı aldı..''  diyor.

''Ya Rock söyleyecez 
ya da Hicaz, vallahi aç kalacaz''

    Stüdyo Müzik'in sahibi Şerif Bey de İMÇ'deki müzik piyasasının eski günlerdeki kadar hareketli olmadığından, müzikçilerin eskiye oranla çok daha az iş yaptığından bahsetti:

''Süheyl ve Behzat Uygur'un şarkısı var ya; 'Abdülkadir Rami'ye ya da Unkapanı'na gidelim. Ya rock söyleyecez ya da hicaaaz, vallahi aç kalacazz..' diye.. O sözlerdeki Unkapanı bu İMÇ işte. Burada bir sürü müzik şirketi, yapımcı vs. vardı. İstanbul'a şarkıcı olmaya, meşhur, şöhret olmaya gelenlerin hepsinin yolu buraya düşerdi. Çarşının şimdiki hâlini görüyorsunuz; ne gelen var ne giden. Yine de hâla müzik piyasasına elimizden geldiğince katkıda bulunmaya çalışıyoruz burada..''

plak yapcaz dediler geldim. Kumaşci la hep buralar? Kimi kandiriyonuz siz? (@ İMÇ (İstanbul Manifaturacılar Çarşısı))

Çarşının yıkılması/yenilenmesi gündemde..
 
   2005 yılında İMÇ yönetimi, sahibi olduğu çarşının yanındaki boş araziye otopark yapmak için belediyeye başvurdu. Başvurunun sonucunu öğrenmek için belediyeye giden yönetimin gözüne askıda bekleyen bir imar planı değişikliği çarptı. Büyükşehir Belediyesi, İMÇ'nin altı bloğunu yıkarak yerine '50 prestij konutu ve arasta karakterinde çarşı' yapmak istiyordu. Prestij konutlarının mimarisi geleneksel Osmanlı evini esas alarak tasarlanacaktı. Yani binin üzerinde dükkândan oluşan (ama yarısı çalışmayan) çarşı kamulaştırılacak, Türkiye'nin o dönemde yapılmış en büyük çarşısı, 1950 sonrası modern mimarlık örneği yıkılacak ve yerine '50 prestij konutu' yapılacaktı. Projeye karşı açılan mahkemelerle yıkım tartışmaları tam 3 sene sürdü ve sonunda İMÇ lehine çözümlendi. Fakat yapılan son seçimlerden sonra buranın durumu tekrar gündeme geldi. Çarşının eski manifaturacılarından Eren Bey konuyla ilgili şunları söyledi:

İMÇ'de Erenler Makina San.Tic.Ltd.Şti.'nin sahibi Eren Bey (sağda)
''İMÇ yapılırken mimarların en çok dikkat ettiği şey, çarşının Süleymaniye'nin silüetini bozmamasıydı. Belediyenin önce İMÇ ile Süleymaniye arasındaki metruk binaları düzenlemesi lazım. Bu metruk binalar dururken İMÇ'nin yıkılıp yerine prestij konutu yapma fikrini doğru bulmuyorum. İMÇ pırıl pırıl, tertemiz bir bina. Perde, mefruşat, halı, duvar kağıdı, dikiş makinesi, tesettür giyim, müzik gibi birçok farklı sektörün bir araya geldiği bir yer. Ama çarşı tabii ki güzelleştirilmelidir. Bugünkü modern AVMlerin olanaklarıyla donatılmalı.''

   Bakalım yarım asrı devirmiş ''Türkiye'nin ilk modern çarşısı: İMÇ'' zamanla ranta ve çılgın projelere kurban gidecek mi.. Ya da sadece yenilenip tarihi yapısı korunacak ve gelecek kuşaklara 'bir dönemin mimar ve manifaturacılarının 1950'li yıllarda gerçekleştirdikleri imecenin örneği ve canlı kanıtı' olarak anlatılabilecek mi..

"Celal Abi's Secret" Fantezi iç giyimde bir dünya markası.Manifaturacılar Çarşısı B Blok Kat:3 Unkapanı(Bu bir reklamdır)

Haber: Esra Elmalı / Fotoğraflar: Esra Elmalı
Bahçeşehir Üniversitesi - Gazetecilik/Yeni Medya, 2014.